Risale-i Nur'u okumaya ya da dinlemeye başlayan çoğu kişinin ilk sorduğu şey metinden önce gelir: bunu kim yazdı, hangi şartlarda yazdı, ve neden böyle yazdı?
Bir hayat, devrelere ayrılmış
Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman'ın hayatını kendi içinde devrelere ayırarak anlatır. Bu ayrım biyografik bir kolaylık değildir: metinlerin hangi devrede yazıldığını bilmek, ne söylediklerini ve kime söylediklerini anlamayı doğrudan kolaylaştırır. Aynı kalem, farklı devrelerde farklı meselelerin peşindedir.
Şartlar ve metin
Risale-i Nur'un büyük kısmı sürgünde, gözetim altında ve çoğu zaman kitapsız yazılmıştır. Bunu bilmek, metindeki bazı tercihleri anlaşılır kılar: kısalığı, tekrarı, temsil kullanımını, ve neden bir mesele birçok yerde yeniden ele alındığını. Şartları bilmeden okunduğunda üslup gibi görünen şeylerin bir kısmı aslında zorunluluktur.
Mahkemeler ve müdafaalar
Hayatın büyük bir bölümü mahkemelerle geçmiştir, ve o mahkemelerde yazılan müdafaalar külliyatın bir parçası hâline gelmiştir. Bu metinler hem bir savunma hem de bir anlatımdır; hayat ile eserin nerede iç içe geçtiğini en açık gösteren yer burasıdır.
Nereden dinlenir
Külliyata yeni başlayan için buradan başlamak da mümkündür. Metinlere geçmeden önce kimin konuştuğunu bilmek çoğu kişiye kolaylık sağlar; bazıları içinse tam tersi, birkaç risale dinledikten sonra dönmek daha anlamlı olur. İkisi de yanlış değildir.