Tevhid, Risale-i Nur'un bir bahsi değil, bütün bahislerinin altından geçen damardır. Yine de külliyatta bu meseleyi doğrudan ve yoğun biçimde ele alan, tevhidi baştan kuran birkaç metin vardır. Bu sayfa onları bir araya getirir.
Yirmi İkinci Söz
Tevhid denince ilk işaret edilen yerlerden biridir. Kâinattaki düzenin tesadüfle, sebeplerle ya da tabiatla açıklanamayacağını adım adım gösterir ve her adımda okuyanı aynı neticeye bırakır. Temsille açılıp delille devam eden yapısı, meseleyi soyut bir tartışma olmaktan çıkarır.
Otuz Üç Pencere
Pencereler Risalesi olarak bilinen bu metin, tevhide açılan pencereleri birer birer sayar. Her pencere kendi başına bir bahis olduğu için, tamamını sırayla dinlemek de, tek bir pencerede durup üzerinde düşünmek de mümkündür. Bu yapı onu, dinlemeye en elverişli risalelerden biri yapar.
Âyetü'l-Kübrâ
Kâinattan Hâlıkını soran bir yolcunun gördükleri üzerine kurulmuştur. Yolcu semadan havaya, yerden denize, canlılardan insana geçer ve her durduğu yerde aynı cevabı alır. Tevhidin kâinat üzerinden okunuşuna dair Risale-i Nur'daki en derli toplu metinlerdendir.
Nasıl dinlemeli
Bu bahisler yoğundur; arka planda değil, dikkat vererek dinlenmeye elverişlidir. Bir kaydı bitirmek yerine bir bölümünü iki kere dinlemek çoğu zaman daha çok şey bırakır. Aşağıdaki sıra kolaydan yoğuna doğru gider.